|
Köyün 1.5 km ötesinde ADAKÖY isminde bir Çerkez köyü varmış. Bu köy Menderes Çayı’nın iki kolu arasında bulunduğundan Adaköy denilmiştir. Kış mevsiminde çayın suları altında kalıyor, köy haklıda kışı geçirmek için şimdiki köyün yerine geliyor, yaz mevsiminde tekrar köylerine dönüyorlardı. Bu durum yıllarca devam etmiştir. Rivayete göre bu köyün tüm evleri, camileri bile saz evmiş veya başka bir deyişle örgüdenmiş. Bazı yıllar yağmur çok yağdığından bu saz evleri sel suları alıp götürürmüş.
Köy halkı o yaz evleri sil baştan yeniden yaparmış. Hükümet yetkileri köyün Pınarbaşı’na taşınmasını köy halkına bildirmişler fakat köy halkı bunu kabullenmemiş. Başka bir yıl çay o kadar çok taşmış ki camiyi bile sel suları altında bırakmıştır. Bunun üzerine halk mecburen şimdiki yerine taşınmıştır. O zamanlar şimdiki adıyla Araplar Boğazı adıyla anılan boğazda da bir köy varmış bu köy halkı da Pınarbaşı yerleşkesine taşınmıştır. Daha sonraları halk arasında 93 seferi diye bilinen 1877 Osmanlı-Rus savaşlarından sonra da hükümet göçmenleri bu köye yerleşmiştir. Böylece Çerkez, Yörük, muhacirlerle karma bir köy oluşmuştur. Cumhuriyet devrinde ise 1952 yılına kadar pek gelişme kaydedemeyen Pınarbaşı 1952 yılında Batak Ovayı kurutup bataklıktan kurtarmasıyla hızla köye gelen göçlerin ardından hızla büyümeye başlamıştır. Bu tarihten sonra göçler çoğunlukla diğer ilçelerimizden gelen Pomaklarla olmuştur.
 Köyün şimdiki camisinin yanındaki eski mezarlardan çıkan taşlardan anlaşılana göre köyün ilk kurucuları Yulaf Oğullarıdır.

Köyün batısında Kırk gözler membası bulunmaktadır. Köy kurulmadan önce bu sular herkes tarafından bilinmekteydi. Bu kaynağın yakın oluşu ve bol suyundan dolayı köye bu özelliğe uygun olarak ‘PINARBAŞI’ adı verilmiştir.
Köy halkı Ezine ve Çanakkale yollarına yakın olması ve bu yolların işlek olması nedeni ile bu kasabaların pazarlarına gitmektedir. Bu pazarlara en çok sebze ve meyve götürmekte ve pazarlarda yine kendisi satmaktadır. 1956 yılında şimdiki caminin arkasında köy pazarı kurulduysa da il ve ilçe pazarlarının yakın olması nedeni ile köyde kurulan Pazar ilgi görmemiş ve kapanmıştır. Şu anda da aynı yerde her Salı günü kurulan Pazar ancak ufak tefek ev ihtiyaçlarını karşılamaktadır.
Köyümüzün yolları asfalttır. Çanakkale – İzmir yoluna 7 km dir. Bozcada yolu üzerinde işlek bir yol üzerinde oluşu köyün ulaşımını olumlu olarak etkilemekteydi. Ayrıca kapanmış olan Pınar Konserve Fabrikası ve çalışmasını sürdüren Akçansa Çimento Fabrikası daha fazla aracın bu yolu kullanmasını gerektirdiğinden diğer yakın köylere nazaran ulaşım biraz daha fazladır.
 Köyün doğusundan ve kuzey batısından küçük menderes çayı geçer. Bu çayın üzerinde Kumkale Sulama Regülatörü kurulmuş ve Kumkale güney sulama bölgesini oluşturmuştur. Köylü bu çayın sularıyla ve yeraltı sularıyla, kuruttukları batak ovayı işleyip tarımı geliştirmişlerdir. Batısındaki Kırk Gözler membasından da sulama daha çok temiz su ihtiyacını karşılamıştır. Daha sonraları sokaklara kurulan sokak çeşmeleri ilkelde olsa köylünün su problemini bir nevi çözmüştür.
Köyümüz 1975 senesinde elektriğe kavuşmuştur. Kısa bir müddet Pınar konserve fabrikasının hattından yararlanmışsa da 1977 yılında köyler arası şebeke bağlanmıştır. O sırada bu hat sanayi hattı olarak bile kullanılabiliyordu.
Köyümüz üç mahalleden meydana gelmiştir. Yukarı, Orta ve Aşağı mahalle olarak adlandırılır. Son yıllarda yapılan nüfus sayımlarına göre normal bir seyir izlemektedir. 1970 yılı nüfus sayımına göre 1025 kişi 1975 sayımına göre 1050 ve 1980 yılı nüfus sayımına göre 1075 kişidir. Ve 538 er 537 kadından oluşmaktaydı. 2009 itibariyle 604 Bayan ve 663 Erkek ile Toplam 1267 Kişiden oluşmaktadır.
Akdeniz iklimi hüküm sürer yazları sıcak ve kurak kışları ılık ve yağışlı genelde kar son yıllara nazaran pek sık görülmez.
Her yerin kendine özgü örf adet anane ve gelenekleri olduğu gibi köyümüzün de vardır. Nişan, düğün, dernek, doğum günleri bayramlar bir başkadır köyümüzde. Ama şu bir gerçek ki artık köy eski benliğini hızla yitirmektedir. Bu adet ve ananelerin yerini sinsice sağdan soldan kapma şeyler doldurmaktadır.
DÜĞÜN NIŞAN; Köy gençleri ve köy kızları bayramlarda düğünlerde bir araya gelir ve konuşur bazen aracı ile bazen kendisi baharda Kırkgözlerde sezon açılışında buluşurlar. Anlaşır kız ile erkek ve sıcak bir arkadaşlık başlar. Arkadaşlık daha sonraları aşka ve devamında belki ömür boyu sürecek bir beraberliğe dönüşür. Eskisi gibi yoktur öyle görücü usulüyle zoraki evlenme ve beraberlik. Daha sonra adet yerini bulsun diye erkek tarafı, kız tarafına gönderir dünürcülerini bu genellikle Cuma ve Pazar akşamları olur. İstenir kız oğlan tarafı yakınlarınca söz gelimi söze başlar oğlan tarafı Allah’ın emri Peygamber Efendimizin kavli ile… kız tarafı oğlan tarafından bir müddet zaman ister 3 gün 5 gün gibi süre. Daha sonra verilen süre biter tekrar gider oğlan tarafı kızı anasından babasından istemeye. Verecekse kız tarafı hiç direnmez vermeyecekse eğer kızını yoksa kızın gönlü oğlandan yana yedi dereden su getirtip ipe un serdirir kız tarafı; bil ki olmayacak bu iş kalacaktır yarım. Biz gelelim olumlu tarafına pazarlığa otururlar kız tarafı oğlandan isteyeceklerini başlar sıralamaya; ilk başta ev ister oğlan tarafından evin yoksa eğer hiç boşuna isteme olmaz o iş tamam. Küçük nişan arkasından büyük büyük nişan veya asri konur. Asri nişanda yüzükler kırmızı kurdeleyle bağlanır, oğlan tarafının tayin ettiği bir kişi tarafından takılıp kurdeleleri kesilir. Küçük nişan ön anlaşma veya söz kesimine denir. Her iki nişanda da köy halkı çağrılır. Akrabalar ve davetliler kıza takı takarlar böylece kızla tanışma Faslıda gerçekleşmiş olur ve sıra gelir düğüne ve nikâha.
Nikâh genellikle düğün içinde kıyılır düğün genellikle Cuma günü ikindi namazından sonra başlar. Pazar akşamı gelin baba evinden koca evine gidişiyle son bulur. Olay şöyle gelişir. Cuma günü ikindi namazından sonra davullar gelir ikişer kişi kız ve oğlan tarafından davullarla ellerindeki listelere göre gelin ve damada sadıç okurlar. Sadıç olacak genç veya kızın evinin önünde davullar çalar. Gelin ve damadın sadıçları düğün boyunca çiftin yanından ayrılmazlar ve düğünü idare ederler. Akşam oğlan evinde veya meydanda davullar çalar gelen misafirler karşılanır. Şenlikler düzenlenir daha önceden kız evinden, er evine giden çeyizler gelinin odasında misafirlere sergilenir. Davetli ve misafirler bu sergiyi gezerler. Cumartesi akşamı yine davullar çalar davetlilere içkili servis yapılır. Bu arada evrakları tamamsa köy odasında kız ve oğlanında yakınlarıyla genlerin nikâhları kıyılır. Aynı akşam gelin, damat ve sadıçlar bir arada köy içinde çerez toplamaya çıkarlar. Toplanan çerezler kız evinde yenir ve kıza kına yakılır. Yine aynı akşam düğünde atkı atılır. Yakınları ve köy halkı tarafından verilen hediyeler düğün esansında “amcasından bir bilezik!!! , halasından bir burma altın!!! Vs.” gibi bildirilir. Oğlan evindeki içkili yemek sabahlara kadar devam eder. Ertesi gün yani Pazar günü öğle namazına müteakip tekbirle gelin çıkar bu baba ocağından çıkıştır. Gelin otomobile bindirilir. Köyün içinde bir tur yaptırılır. Ancak sarhoşlar gelin arabasının peşindedir veya önündedir. Böylece baba evinden koca evine gidesiye kadar sarhoşlar bırakmaz arabanın peşini önüne sofra kurup arabanın geçmesini engellerler. Yatsı namazına gidilir sadıçları damadı tekbirle getirir. Damadı namazdan eve gelene kadar sadıçları refakat eder. Gelin ve damat evine girdikleri andan itibaren düğün bitmiş olur.
İlk çocuk dünyaya geldiğinde 6. gecesi kına gecesi 7. gecesi ise loğusa mevlidi yapılır. Bu mevlitte loğusa yatağı hazırlanarak gelen hediyeler yatağa asılır. Yeni doğan çocuk 20 veya 40 gün dışarıya çıkarılmaz daha sonra akraba ve komşular gezilir.
Gelelim dini bayramlara; bayram sabahı erkekler bayram namazına gider vacip olan bayram namazına müteakip caminin önünde yaşlılardan gence doğru sıralanılır ve bayramlaşılır. Daha sonra evlere gidilir ailecek akraba ve komşulara bayram ziyaretine gidilir. Bayramlarda sofralar kurulur misafirler ağırlanır. Bir gece önceden haşladığı tatlılardan ikram edilir kolonya ve şekerleme tutulur, küçüklere bahşiş verilir. Çocuklar bir bir köyü gezerek bayramlaşırlar ama bahşiş veren evlere gitmeyi tercih ederler. Bayram ziyaretleri bittikten sonra köyün batısında Kaba ağacın altında yani bayram yerinde çeşitli oyunlar oynanır kızlar erkekler karışık şakalaşmalarla bayram kutlanır. Tabi ki eskiden cep telefonları olmadığı için köy içinde sevgililer için bu büyük bir konuşma görüşme fırsatıdır. Gençlerden sevgilisi olanlar daha batıya Kırk Gözlere gider sevgili bulma çabasında olanlar ise bayram yerinde oyun oynamaya devam eder.
Bazı yıllar eskiden olduğu gibi kırkgözlerde bazen de başka bir meydan yerde köy hayır yapar kazanlarla pilav veya keşkek yapılır. Bütün köy halkı seferber olur görevliler seçilir ve yan köylerde davet edilir dualar edilir yağmur duası yapılır ve yemek dağıtılır.
GEÇİM KAYNAKLARI
Köy halkının geçim kaynakları tarım, azda olsa hayvancılıktır. Bunun yanında fabrika çalışanları da vardır. Ama yeni yetişen nesil tarım işinden çok başka işlere yönelmektedir. 1970 li yıllarda Pınar Salça Fabrikasının ve köyün 3 km ötesinde çimento fabrikasının kurulması köy vatandaşı için büyük bir çalışma sahası oluşturmuştur.
 Köyümüz toprakları oldukça verimli olduğundan ve arazinin uygunluğundan dolayı modern tarım yapılmaktadır. K. Menderes çayına devlet su işlerinin yaptığı baraj gölü bu araziyi daha da verimli kılmıştır sulama olanakları artmıştır. Yılda 2 kere mahsul alınabilir. Çiftçilerimizin tümü modern usullerle çalışmakta olup her türlü zirai alet ve ilaçlar kullanmaktadır. Son zamanlarda yaygınlaşan damlama yöntemiyle yapılan sulama tekniği tarımı biraz daha kolaylaştırmıştır. Hayvancılığa gelince mera ve otlakların bol olması mevsimlerin uygun olması nedeniyle yaygındır. Konumu nedeniyle yetişen çeşitli bitki örtüsü hayvanların sütüne aromalı bir lezzet katmaktadır buda Ezine yöresinin meşhur peynirini oluşturmaktadır. Köyün sütlerini mandıralar toplamaktadır. Git gide azalan bir şey olsa da bazı evlerde kendi ihtiyacını karşılayacak kadar tavuk yetiştirilmektedir. Arıcılık ve ipek böcekçiliği yoktur. Olsa bile üretime yönelik değildir.

Köyümüz çiftçilerinin hasadını yaptıkları ürünler arasında; domates, biber, buğday, pamuk, fasulye, ayçiçeği, ıspanak ve çeşitli sebzeler gelir. Yapılan baraj göledi sulama imkânlarını arttırmasından sonra çeltik (pirinç) ekimine başlanmıştır. Daha önceleri köyümüzde bulunan Pınar Salça Fabrikası domates üretimini tetiklemiştir ve fabrikanın kapanmasının ardından köyün domatesi çeşitli illerden gelen kamyonlarla piyasaya satılır bir miktarı da salçalık olarak ayrılır.
EL SANATLARI
Köyümüzde el sanatları yok denilecek kadar azdır. Gelişen teknolojinin ardından insanlar el yapımı yerine daha ucuza mal alınabilen fabrikasyon mallara yönelmiştir. Buda el sanatlarını git gide köreltmiştir. Köyde sanat denilebilecek olarak kadınlarımızın ve genç kızlarımızın el emeği göz nuru dantel, örgü, nakış gibi kendi çeyizlerine yönelik yaptığı çalışmalar gelebilir.

Köyümüzde eğitim ve öğretime yönelik gereken önem fazlasıyla verilmektedir. 1939 da ilk olarak bağımsız eğitmenli 3 sınıflı bir okul açılmıştır. Bu durum 1959 yılına kadar böyle devam etmiştir. Bu tarihten sonra beş sınıflı öğretmenli ilkokula dönüşmüştür. O zamandan beridir de Atatürk ilkeleri doğrultusunda ilköğretimin amaçlarına uygun olarak öğretime devam etmiştir. Daha sonraları okul binasının yetmezliği şikâyeti doğmuştur. 1992 de okulun yeni modern binası tamamlanmış ve eğitim öğretime başlamıştır. Bu tarihten sonraki öğrenciler yeni kaloriferli ve 3 kattan oluşan ve 9 derslikli okulda eğitime devam etmişlerdir. Öğrencilerimiz ana sınıfından 8. sınıfa kadar eğitimini köyde tamamlamaktadır. 8. sınıftan sonra ise genelde merkezde ya da kazandıkları çeşitli okullarda eğitimini devam ettirmektedirler. Köyümüzde ilkokulu bitirip üniversite bitirip eline mesleğini alan sayısız kişi vardır.
Köyümüzde çeşitli zamanlarda kurslar açılmıştır. Okuma – yazma kursları, dikiş nakış kursları, kalorifercilik kursları, bilgisayar kursları vb.
1980 yılından sonra ve 1981 yılında 100. yıl okuma –yazma seferberliği ile birçok kadın ve erkek okuma yazma öğrenmiş ve ilkokul diploması almıştır.
Köyümüz ilköğretim okulu yeni bınası ile halen aktif olarak eğitim-öğretime devam etmektedir.
|