| Assos-Berhamkale |
|
|
|
| Yazar Administrator |
| Perşembe, 13 Ağustos 2009 19:44 |
|
Assos, Eski Anadolu'nun batısında, Troas bölgesinin güney kıyısında, 238 metre yüksekliktebirbazalt tepesi üzerine kurulmuş, Çanakkale'nin 87 km güneyinde Ayvacık İlçesine bağlı antik kalıntılarla dolu tarihi ve turistik bir beldedir.Yer yer yüksekliği 20 metreye ulaşan il 12 değişik kapının yer aldığı yaklaşık 3200 metrelik surlarla çevrilmiştir Assos, Lesvos (Midilli) adasındaki Meyhymna şehrinden gelen Aioller tarafından kurulmuştur. Assos'un önemi, özellikle Alexandrıa Troas'tan Adramytteion'a oradan da Bergama'ya kadar giden yola hakim olmasıdır. M.Ö. 6:yüzyılda Athena Tapınağı inşa edilmiştir. Denize doğru inildikçe, agoralar, Gymnasium ve Tiyatro binası bulunmaktadır. Assos Soktates'in yaşadığı ve tarihte ilk felsefe okulunun kurulduğu yerdir.
MERAKLISINA ;BİRAZDA TARİH , COĞRAFYA Assos , günümüzdeki yerleşim yeri Behramkale Köyü ile içiçe, Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinde, M.Ö. yedinci yüzyıldan bu yana, kesintisiz olarak yaklaşık iki bin yedi yüz yıldır yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır.Bölgede bulunan çoksayıda antik yerleşme merkezinin en önemlilerinden birisidir. Assos, ünlü filozof Aristo'nun burada evlenmesine neden olacak güzellikte saklı bir cennettir. Akropol Yerleşim yerlerinde; akropol, hatta en doğrusu acropolis, savaşlarda kadın, yaşlı ve çocukları güvenle barındırmak ve barış zamanında öldurücü ve bulaşıcı hastalık taşıyanları (tifo, kolera, cüzzam, vs.) tecrit etmek için de kullanılan vede ilk zamanlarda hellen topluluklarının başında krallar varken, kralların oturdukları yerlerdir.Erişilemez ya da çok yüksekte olmakla birlikte, çok rahat savunulabilecek,kente tepeden bakan bir kale, ekilebilir toprağıyla değerli bir arazi parçası, bir sığınaktırr.Assos'ta hem denize, hem de karaya egemen bir tepeye kurulan Akropol, 3 kilometre uzunluğunda bir surla çevrilidir.Akropolün kuzeyinde iç içe günümüzün Behramkale köyü yer almaktadır.İşçiliği ve mimarisi açısından döneminin en önemli surlarından biri olarak nitelendiriliyor. Özellikle, birbirinden ayrı biçimlerde yapılmış kapıları, gelen ziyaretçileri büyülüyor. Assos-İskele veya Antik Liman ve Palamut Depoları Takriben 1950 ve 60 lı yılara kadar;Assos'un denizden içeriye doğru tariben 50 Km.lik arka bölgesinin büyük bir bölümü özel mülkiyet palamut ormanları ile kaplı idi.Su anda Assos-İskele veya Antik Liman adı ile anıla yerde kurutulmuş palamut meyveleri (palamut ve iğli)nin diş ülkelere sevk edilmek üzere depolandığı taş kagir depolar vardı.O yıllarda en ucuz ve enbol yapı malzemesi taş ,en ucuz yapı makinası insan olduğu için bütün yapılar taş gagir yapılırdı.Arka bölgede toplanıp depolanan palamutlar çuvallanarak Assos – İskele de açığa demirleyen büyük yük teknelerine küçük kayıklarla taşınarak yüklenir ve diş ülkelere sevkedilirdi.Bu dışsatım işinide İzmirde Nazlı Ailesi işletmeleri,İstanbulda ise mahalli ağızda Salamiyeler denen aileler yapardı.Oradaki taş kagir palamut depoları restore edilerek ve değiştirilerek bu gün otel motel olarak kullanılıyor. İzmirdeki Nazlı İşletmelerinin deposuda bu gün Nazlıhan Hotel olarak işletiliyor.
Ama şu anda kurutulmuş palamut meyvesi, yörede üretilen halı kilim ve sililerde(el dokuma) az miktardada olsa doğal boya maddesi olarak kullanılıyor. Bölgede az miktardada olsa palamut ağaçları mevcut, hatta bizim işlettiğimiz www.assos.org/terrace motelin bahçesindede var.Bölge insanı Palamut ağacına daha sevimli bakıyor.Dolayısıyle dahaönceki yıllardaki palamut ağacı katliamı artık yok. Bölgede doğup büyüyen o yıllarda genç veya yetişkin olan herkes palamut meşesinin yetişmesini,müstahsilin meyvasını toplanmasını,sergide meyvaların kurutulmasını,depoanmasını,çuvallanarak ;o zamanlar tek yük nakliye aracı olan develerle Assos-İskeleye sevk edilmesini,iskeledeki palamut depolarında depolanmasını çok iyi bilir. Athena Tapınağı Athena - (Minerva) ;üretici zekanın ve adaletli savaşların Tanrıçasıdır. Ülkeyi saldırılardan korur. Bir başka özelliği, Şehir Tanrıçasıdır; uygarlığın, el sanatlarının, tarımın koruyucusu, dizginin yaratıcısıydı; atları ilk ehlileştirendir.Yılan ve baykuş Tanrıçanın sembolleri olup,diğer bir adı da Pallas'tır.Onun adına şehirlere tapınaklar yapılmıştır. Assos'taki Athena Tapınağı;İÖ 530'da, Akropol'ün en yüksek yerine (236 metre yüksekte)kurulmuştur. Assos kalıntılarının en önemli yapısıdır.Aynı zamanda gün batımında,iki şarap kadehi ve bir şişe şarapla ziyaret edilmesi gereken en önenli yerdir.Dorik üslupta olmasına karşın, İyon üslubunun özelliği olan çatıaltı frizi vardır. Yanlarda 13'er, ön ve arkada 6'şar sütunla çevrili pepiteros planındadır (bir dizi sütunla çevrili). Agora, şehirle ilgili politik, dini, ticari her türlü faaliyetin gerçekleştiği,örneğin seçim gibi şeylerin yapılırdığı, tüm kamu binalarının etrafında sıralandığı, halka şeklinde geniş açık alanlardır,kent merkezleridir,çarşıdır. Assos'ta Agora, Akropol'ün güney yamacındadır. Çevresinde dönemin resmi yapıları yer almaktaydı. Agora Tapınağı'nın, İÖ II. yüzyıldan kalıntıları görülebilir. Bu yapı daha sonra kiliseye dönüştürüldüğünden, özgün planı hakkında bir bilgi yoktur. Bouleuterion (meclis binası), şehir yaşamı ile ilgili önemli kararları veren kent meclisinin toplandığı yapı anlamına gelir.Assos Antik Kentinin Şehir Mecisi Bouleuteiron Agora’nın doğusunda olup kürsü, heykeller, ve küçük anıtsal yapılardan oluşuyordu.. Gymnasium gençlerin bedensel ve toplumsal eğitim aldıkları, çoğunlukla spor yapılan bina olup bir şehirde agora kadar önemlidir.
Yağmur ve güneşten korunmak amacıyla yapılan,daha çok agoralarda bulunan stoalar;önü sütunlu, üstü örtülü galeriler(revak) olup, uzunlamasına yapılmıs bir duvar buna paralel bir veya birkaç sütun dizisi ve bunları örten bir çatıdan oluşurlar genelde.Dinsel törenlerde, siyasi ve felsefi toplantılarda, ticari ve kültürel etkinliklerde kullanılırlar.Felsefi Stoa Okulu, duvarları resimlerle süslü sütunların oluşturduğu bir yerde kurulduğu için, "Sütunlu galeri" anlamına gelen Stoa adını almıştır. Asos'ta stoalar;biri Agora'nın kuzeyinde, öbürü de güneyindedir. Kuzeydekinin İÖ III yüzyılın sonunda ya da II yüzyılın başında yapıldığı sanılmaktadır.İki katlı, Dorik üsluptadır. Alt katta, sütunların arası dörtgen panolarla süslenmiştir. İkinci katın duvarında, tavanı oluşturan ağaç kütüklerin yerleştiği delikler görülebilmektedir.Aynı dönemden olan güney stoa, üç katlı olup;orta katta 13 dükkan bulunuyordu. Alt katta ise sarnıç ve 13 hamam yer almaktaydı. Nekropol;"nekro" (ölüler) ve "polis" (sehir) kelimelerinden türetilmiş olup mezarliklari kapsar. Genellikle kent disinda,bazen de ana kapinin hemen yakinin da yer alirlar.Assos'tada böyle olup Assos Nekropoli
Helenistik ve Roma dönemlerindendir. Nekropol'ün batı ve doğu kapılarını bağlayan yol boyunca, mezar ve anıtlar sıralanmıştı. Batı kapısının kuzeyinde, Publius Varius'un mezar kalıntıları bulunmaktadır. Hüdavendigar Camii XIV. yüzyılda, I.Murad döneminde, Assos yıkıntıları arasında yüksekce bir yerde kurulmuş bir yapıdır. Bizans ve Roma dönemi kalıntılarının kullanılmış olması ilginçtir. Alçı mihrabı süsleyen yaprakların içi, kabartma rumilerle bezenmiştir. Mihrap nişinin yanlarında sütuncuklar vardır. Ana mekan, 8 köşeli kasnağa oturan bir kubbeyle örtülüdür. Son cemaat yerinin iki yanı kapalı olup yanlarda basık kemer, ortada uzunlamasına tonozla örtülüdür. Minaresi yoktur.İhtiyaç olduğunda halen camii olarak kullanılmaktadır. Behramkale Köprüsü XIV. yüzyılda Tuzla Çayı üstüne yerel taşlardan yapılmıştır. Sivri kemerli yan gözler 7 metre, orta göz 15 metre yüksekliğindedir densede cay yatağı dolduğu için bu yükseltiyi göremezsiniz. Köprüyü bugün yayalar kullanmaktadır.Yapılan yeni köprü taşıt trafiğine açıktır.Yakın çevresinde oluşan konaklama tesisleri ilginçtir.
Batı Anadolu'da,EGE kıyılarının,Edremit Körfezi'nde Midilli Adası'nın hemen karşısında;bir zamanlar birbirinden güzel anıtları ile, parlak günler yaşamış ASSOS bu günde denizi,doğası ve tarihi dokusu ile KEYİFLİ BİR TATİL YÖRESİ'dir.
|








